7 Aralık 2012 Cuma

Bırak Dağınık Kalsın!!


Yazıyı okumaya sabredip en gerçeği duymak isteyen okuyucuya sonsuz gerçek ve zihnimdeki tilkilerle ilgili not:

Hayaller, hayallerimiz...
Ya gerçek olacaklar ya da biz bu inançla öleceğiz.
Olsun, ikisi de güzel!
Tabii hayalleri olmayanlar bizi ne kadar az anlayacaklar.

Hem de hayat çok tuhaf her yönden! Bazı karıncalar yemek seçebiliyor.

Kendini aldatmanın verdiği talı hazdan yoksun olan var mı içimizde??
Rüya bitti değil mi? Gerçeğe dönme vakti! 

Benim de söyleyeceklerim var! Fakat söyler söylemez buharlaşacak gibiler. Söz de uçar, yazı da, çünkü sosyal medya.
Söyleyeceğim her cümle benden önceki yüzyıllar boyunca milyon kere söylenmiş. Söylenmemiş bir şey söylemek mümkün mü?
İç sesim: Cümleler kuruyorum. Başladığım an pişman oluyorum, olmadı diyorum. Yine de bitiriyorum. Toparlayım derken deviriyorum.

He birde, kötü sabah diye bişey var. Ama sabahın bunda suçu ne!

Yoksaa gerçekte iyi biri değil miyim? Hiçbirimiz iyi değiliz. Akıl sahibi hiç kimse tam olarak iyi değildir. 
Bazılarıyla aynı toprağın ürünleri gibiyiz. Nerede olsa bulur, tanır, konuşuruz. Oysa biz ve diğerleri diyee bir şey yok.
 Hayatın biraz daha içinde olmalıyım ama çok da olmamalıyım. Şunu yapmalıyım ama çok da yapmamalıyım. Bunu söylemeliyim ama çok da söylememeliyim... Çünkü söylemesi gerekeni söylemiş biri. 
Her şeyi bi nedene bağlamakta ustayım.

Gereklilik kipini çöpe atsam mı?
İyi ki hayal kurmak bedava. Yaşamak çok pahalı olurdu yoksa. 

Tutunacağımı anlamam için gümbürtüyle mi düşmeliyim ille!

"Bu nasıl yazı böyle" deme. Bu yazının kendi matematiği böyle, kopuk kopuk oluşu... Bana böyle tam geliyor.

4 yorum: